Login Form
Welcome, %1$s. Please login or register.
March 12, 2010, 07:12:45 AM
|
|
|
Resident Evil-Degeneration (2008) |
|
Yazan Aurora
|
|
Friday, 02 January 2009 |
|
Degeneration bildiğiniz Residen Evil serilerinin animasyon versiyonu.Genel olarak konu aynı.T-virüsü ve insanlığı yok eden zombiler.Bunlardan farklı olarak Degenerationda olaylar Racoon şehri faciasından sonraki zamanda gerçekleşiyor.Umbrella şirketi kapatılmış ve T-Virüsüne karşı aşı geliştiren bir başka şirket ortaya çıkmış.Fakat bazı teröristlerin elinde hala T-virüsü bulunmakta ve insanlığı bunu kullanmakla tehdit etmektedirler.Halkın öngörüsü ve yargısı yeni şirketin bu hastalığı yayıp aşı olmalarını isteyen yakınlarından tonla para istemek gibi bir düşünceleri olduğu için şirket alehine çoğu zaman protesto gösterileri yapılmaktadır. Bir yandan bu protestolar devam ederken ana karakterimiz Angelina hava alanına gelmiş ve akrabalarıyla buluşmuştur.O sırada bir uçak düşer ve içinden teker teker zombiler dökülmektedir ve böylece kabus tekrar başlar.Hava alanında köşeye sıkışan Angelina ve bir grup insan yardım çağrılarında bulunurlar.
Böyle devam ediyor ve burada anakarakterlerde tanıtılmış oluyor.Racoon şehri faciasından kurtulmuş Angelina,Özel bir birliğin başında bulunan Claire ve devlet tarafından gönderilmiş özel bir ajan olan Leon S. Kennedy.Evet böyle karizmatik bi isim vermişler adama ve zaten karizmatik çizmişler elemanı üstüne üstlük cool davranışları felan var,sert bakışlarıda unutmayalım tabi :) Yani şöylede anlatabilirim bu karakteri nasılki Chronicles Of Riddick'de Vin Diesel'in oynadığı karakter cool,her durumdan kurtulan,küçük düşmeyen bi tipse buda böyle bi karakter işte.Herneyse. :) Film görsellik açısından benim hoşuma gitti alışmışım hep animasyon üzeri komediye bu yüzden bu bende farklı bi etki ve beğeni yarattı.Aksiyon sahneleri hoşuma gitti,çizimler hoşdu,konusu sıkmadı.Yani başka nne diyebilirim bu film hakkında bilemiyorum :) Hani çok farklı olması bir R.E'nin animasyon olması diyebilirim.Film izlenebiliyor sonucta sıkmıyor akıcı bi içeriğe sahip bu yüzden artık aynı şeyleri tekrar etmeyi bırakıp (: Bu animasyonu izlemenizi tavsiye ederim.Puan ise 10/6.9 ..Imdb'dede aşağı yukaru böyle bir puanı var zaten hani bana güvenmiyorsanız eğer :)
İyi Seyirler.. |
|
|
Tropik Fırtına:al Bakalım (2008) |
|
Yazan Aurora
|
|
Sunday, 14 December 2008 |
|

Tropic Thunder adlı film çekilmek istenmektedir.Fakat yönetmenin başarısızlığı ve oyuncuların nazlı davranışları tek sahnelik büyük patlama sahnesini mahvetmiş ve film bütçesinde büyük bir zarara yol açmıştır.Filmin konusunu aldığı kitabın yazarı ; Böyle *ötü kalkmış oyuncuların düşman hattında gerçek bir savaşa bırakılmasını ve orda disiplinin büyük önem taşıdığını öğrenmeleri için gizlice o bölgeye bırakmayı teklif etsede toplanan kurul saygıda kusur etmeyip ona nazikçe Çeneni Kapa ! derler :) Fakat bu başarısız sonuçtan sonrada yönetmen onlardan bir intikam almak istemektedir ve yazarın bu teklifini kabul edip filmi düşman topraklarına yerleştirilmiş stratejik kameralarla çekilecek olan gerçek bir maceraya bırakır.Yönetmen onlara senaryoyu ve haritayı verip oynamalarını ister ve ordan uzaklaşmak için yürümeye başladığı sırada düşman mayınlarına kurban gider :) Başrol oyuncumuz ise ; -Bu bir fake hiç görmedinizmi yani ? sizi ezikler- diyerek senaryoyu oynamaya başlar..
Film Komedi unsuru ve Müzede 1 gecenin başarılı başrolunude bünyesinde bulunduran bir film.İlk 5 dk yı şöyle bir izledim ve çok eğlenebileceğimi düşündüm.Fakat film gittikçe iyi-berbat-kötü-vasat şeklinde gitmeye başladı.Aslında film setinde geçen komik olayları ekrana taşımak eğlenceli olabilirdi fakat sonra filmin konusu gerçel çekilen bir filmi senaryoya bakarap oynamaya çalışan bir grup oyuncu ve onların pekde komik olmayan maceraları şeklinde değişiveriyor.Daha sonrada zaten kötüleşmeye ve kötüleşmeye devam ediyor.Arasırada şöyle durumlar oluyor.İşte elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan oyuncu filmin belli bir kısmında gaza geliyor ;arkadan kahramanlık müziği çalıyor ;Kamera yavaş çekime geçiyor ve tam düzgün birşey yapıcakken birden afallayıveriyor..Filmde buna gülmemizi bekliyor herhalde.Ne diyim komedi düzeyi düşük bir film olmuş.Tabi Ben Stiller hayranısındır o zaman 1 saat çekilebilir bir film haline gelir.Onun dışındada tavsiye etmiyorum ve 10 üzerinden bu filme 4.5 veriyorum ....
İyi günler.. |
|
|
Yazan Aurora
|
|
Saturday, 29 November 2008 |
|

Uzun Zamandır izleyip izlememe konusunda bir karar veremediğim en sonunda artık izlemediğim güzel film kalmadığı için ; 'Bir Deneyelim bakalım nasıl bir filmmiş acaba' düşüncesi ile izlemeye başladım.Karşıma oldukça sempatik,sevimli,sakar ve bir o kadar tatlı, robot olmasına rağmen bazı duyguları gelişmiş bir varlık çıktı karşıma.Wall-E dünyayı temizlemekle yükümlü türünün son örneği bir robot.Oldukça eski ve güneş enerjisi ile çalışıyor :) İnsanlar uzayda yaşamaya başlayalı beri çöpleri kare kare dizip bir sürü bina yapmak için epeyce zamanı olumuş Wall-E' nin. Çöpleri temizlerken aralarında beğendiği eşyaları,hoşuna giden malzemeleri ve ihtiyacı olabileceği aletleri yanında evine götürüyor.Ama bir gün dünya üzerinde çok az bulunan bir şeyle karşılaşıyor.Bu şey ilerde uzaydaki insanların yaşayışlarını etkileyecek ve onlarıda artık birer robot olmaktan kurtaracak türde bir şeydir.Peki Nedir Bu şey? ... Bir Bitki ... Wall-E filmi gerçektende Hani denir ya 'her yaşta izleyici için' tam o türde bir film.Filmde pek çok konuşma olmamasına rağmen duyguları size hissettirebilen bir film.Konusuda oldukça hoş yukarda biraz bahsettim.Aşırı çöpten dolayı dünyayı temizlemek için Wall-E adlı robotlar görevlendirilir.Bu esnada insan ırkı son teknoloji bir uzay mekiğinde uzayın derinliklerinde bir yerde yaşamlarını sürdürecektir.Çöpler temizlenip dünya yaşanabilir hale geldiğinde ise insan ırkı yuvasına dönüş yapacaktır.Dünyada yaşam olup olmadığını kontrol etmek için binlerce yıl sonra dünyaya Eve adlı bir robot gönderilir.Ve bazı duyguları olan robotumuz Wall-E Eve'i görür görmez aşık olur :) Wall-E başlangıçta sakar ama tatlı ortalara doğru sakar ama kararlı sonlarda ise sakar ve aşık bir robot şeklinde :) Wall-E öyle bir karakter olmuşki yeni doğan bir bebeğin tatlılığında sanki.. Ve filmdede onun tatlı sakarlıklarına gülüp semptasini kazanıyorsunuz. Böylece film akıcı bir hal alıyor. Bunların dışında Wall-E de beni etkileyen bir durumda Wall-E'nin sesi..Sadece Eva (Eve) diyebiliyor fakat yalnızca Eva ! bile dese duygularını tam olarak anlayabiliyorsunuz :) Film izlemek için ideal komik ve akıcı bir animasyon bu yüzdende 10 / 8 i hak ediyor :) İyi Günler... |
|
|
Yazan Aurora
|
|
Saturday, 15 November 2008 |
|

Max Payne bir zamanların kral oyunu matrix atlayışlarına hayran oldugumuz oyun diğer birçok oyun gibi artık onun hikayeside sinema ekranlarına taşındı.Çok Max Payne geçmişim yoktur sanırım 2 oyunda oluşuyordu ve sanırım ben 2. oyununu oynamıştım.Sinema filmindede ordaki konuyla ilgili birşeyler bekliyordum fakat biraz farklı olmuş.
Payne'in karısı ve çocuğu öldürülmüştür ve Max 10 yıldır onu öldüren kişiyi aramaktadır.Payne filminin çıkış noktası böyle..Film oldukça soğuk başlıyor sakin ve yavaş.Öncelikle bir çırpıda Max'in hikayesi anlatılıyor.Ve sonra size hala karısını öldüreni bulmaya çalışan Max Payne'in çabalarını gösteriyorlar.. Öncelikle konudan bahsetmek istiyorum.Çok uçuk bir konu olmuş.Max Payne filmine yakışmamış.Bir Deney yapılmış ve tabiki başarısız olunmuş ve tabiki hemen sonlandırmışlar deneyi.Fakat denekler üzerinde yapılan deneyler sonucu denekler çoğu çıldırmış.Bir kaçıda bununla başa çıkmayı başarmış.Payne'in karısıda bu deneyi hazırlayan kimyacılardan biriymiş.Deneklerden biri sağ kalmış ancak oda rahat durmuyormuş tabiki sürekli birilerini kesip biçiyor filmde :) Esas Payne'in katili ise bambaşka biri çıkıyor.
Filmde o kadar saçma şeyler varki ; örneğin Payne karısının katili sandığı adamı buluyor adam Payne'i tam öldürecek gelip birisi kurtarıyor.Fakat kurtaran adam Payne'i öldürmek için başka bir yere götürüyor :D Yf kardeşim madem ölsün istiyorsun bırak zaten öteki öldürüyordu :) Bir diğer saçma olay ise Payne donmuş gölün içine anlıyor.İçerde uzunca bir süre duruyor.Daha sonra buzu kırıp yüzeye çıkıyor nefes alıp tekra hareketsiz buz gibi suya kendini bırakıyor.Hayatı film şeridi gibi geçiyor Payne'in :) Sonra bi gaz geliyor buzları kıra kıra yüzüyor Payne daha sonra karaya çıkıyor. Vay bEe :D Birde şu var Payne bir yerde adamın biri iyi bir benzetiyor.Payne bir ara fırsat bulup adama 6 el ateş ediyor adam ölmüyor.Daha sonra tekrar karşılaşıyorlar yine dövüşüyorlar.Payne tam yenilecekken arkadaşı gelip 1 El ateş ediyor adam ölüyor.Pehhh...Ohoo say say bitmeyecek gibi bu saçmalıklar ama şunuda söylemek istiyorum :) Payne son sahnelerde ince biri Pompalı ile tam sağ omzunu dağıtıyor.Payne Devam ediyor..Daha sonra esas katili öldürekken katil 2 el ateş ediyor.Payne hala devam...Sonra Payne bunu öldürüyor diz çöküyor heryeri delik deşik olmuş :D Fakaat ölmüyor hala devamm... :) Payne Başrolunde sevdiğim bir isim vardı fakat senaryo rezil ötesi olmuş.Yani filmi izlemek zaman kaybı yaratır sizin için..10 üzerinden 4-3-2-1 e kadar verilebilir:)
İyi günler... |
|
|
Yazan Anarchy
|
|
Wednesday, 05 November 2008 |
|

Merhaba arkadaslar yine uzun bir aradan sonra film yorumu yaziyorum , cunku yorum yazmaya deger film yok amaaa bu taken bir baska uzun zamandir boyle guzel bir film izlememistim , aksiyon , macera ve drama , gercek hikayelerden yola cikarak yapilmis bir film zaten hep gercek olaylari konu alan filmler basarili oluyor.Filmde eski ajan Bryan ( Liam Neeson ) in kizi Kim ( Lost tan taniyacaksiniz Maggie Grace ) i kaciriyorlar , kiz babasina yalan soyluyor Pariste muzelere gidicem diye fakat amaci avrupa turu yapmak babasi zorlada olsa izin veriyor , kizlar ucaktan iner inmez yakisikli bir cocugun olatasina geliyorlar ve cocuk kaldiklari yeri mafyaya haber veriyor , mafya Arnavut mafyasi son zamanlarda Avrupadaki en azginlar ... ben daha once hicbir filmde bu kadar gangster tipli azili adamlar gormedim korktum desem yeridir , acaba hapisten cikarip mi sokmuslar filme , yapili iri psikolar .. kizlari kacirip hayat kadini yapiyorlar , satiyorlar uyusturucu ile zehirliyorlar ... bizim eski ajan baglantilarini devreye sokup 96 saat bitmeden kizini bulmak uzere Pariste aliyor solugu hemen ve izleri sure sure en son adama kadar ulasiyor kizini kurtariyor ve bu esnada turlu aksiyon , neden 96 saat ? cunku ona bilgi veren arkadasi 96 saatten sonra kizlardan bilgi ve haber almak hic mumkun olmuyor diyor ...Once kizlari tava getiren elemani buluyor ama adama kamyon carpiyor daha sonra bu isi arnavutlar yaptigi icin gidip arnavut pezevenklerden biriyle tartisiyor numaradan uzerine mikrofon takmak icin boylece kizlarin tutuldugu yeri tespit ediyor , gidiyor bakiyorki rezalet bir yer ... kizlar ilac ve igneyle erkeklere sunuluyor basiyor o mekani kizinin ceketini buluyor ve bunu giyen kizi kaciriyor tabi bu sirada 20-30 arnavutla catisiyor ve bu sahneler bir sahneler ki anlatamam kurtlarvadisindeki ilkokul kavgalari gibi degil oyle bir vuruyorki adam gercek saniyorsunuz hatta bir ara dedim gercekten mi adamin kafasini aarabaya carpiyor filan harika bir aksiyon sergilenmis ... daha cok anlatmak istemiyorum ve filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.Cok guzeldi simdi gelelim olumsuz yorumlara adam 4 kere 20-30 azili adamin arasina daldi tek basina sonuncusu haricinde hepsinden burnu kanamadan cikti ... ve bu derecede profesyonel bir adam kontrol kendisindeyken sirtina vurulan beklemedigi bir darbe ile bayilip kotu adamlarin eline dustu ... sanirim yonetmen biraz gercekcilik olsun diye onu kotu adamlarin eline verdi ama ajan bu cok kuul :) nasi boyle bir hata yapar ama kurtulmasi dahada basarisiz .. Bryani astiklari gaz borusu saglam degil tak diye kiriliyor bizimki de ordan 2-3 karate hareketi yaparak hepsini etkisiz hale getiriyor ...Kurtulduktan sonra onun icin oldurun emri veren adami yakaliyor cok komik bir sahne 2dk once oldurun dedigi adam kafasina silah dayiyor ... ve gercekten kizini kurtarmak icin cok acimasizlasiyor , kizi o kadar beladan kurtariyor ve ucaktan indiklerinde kiz annesinin yanina gidiyor oysa babasi ile kalmasi lazim en azindan 1 hafta filan ...( annesi ve babasi ayri ) , iyilerin kazanmasini bu kadar istediginiz cok nadir filmer vardir adam ellerine dustugunde cok uzulmustum ama kahraman bu canim illa bir sekilde kurtulacak ama nasil o 2 dk pek uzucu gecmisti :) neler neler oluyor izleyin mutlaka :D Son olarak bu filme 10/9 veriyorum , Fragmanini , oyuncularini vs. imdbden gorebilirsiniz : http://www.imdb.com/title/tt0936501/ |
|
|
Yazan Aurora
|
|
Sunday, 26 October 2008 |
|

Bruges galiba belçikada bir yerdi tam hatırlamıyorum filmi izleyeli uzun zaman oldu yorumu bugüne kısmetmiş :) Filmin oyuncu kadrosu oldukça sağlam Colin Farell,Brendan Gleeson,Ralp Fiennes başrollerde.Gerçi Ralp oyuna sonradan dahil oluyor ama olsun :)
Filmde Colin(Ray) ve Brendan (Ken) Bruges adlı şehre gelirler.Kiralık katil olan bu ikili Brugesda yeni görevlerini öğrenmek için beklemekdedirler.Film bu şekilde başlıyor belki biraz klasik görünebilir ama film gerçekten tahmin edemeyeceğiniz olaylar oluyor.Filmde belki sıkılabilirsiniz ama acaba ne olacak şimdi sorusuda sizi filmin başından kalmamanızı sağlıyacak.Bruges'a ilk geldiklerinde Ken'in tarih sevgisi ön plana çıkıyor ve tarihi yerleri gezerek günlerini geçiriyorlar.Bu arada Ray bu durumdan oldukça sıkılmakda bir bara gitmek için Ken'e sürekli ısrarda bulunmaktadır.Fakat Ken sürekli ona tarihi yerler gezdirmekdedir. :) Bu durumdan sıkılan Ray zaman zaman komik durumlarla yüzünüzü güldürüyor.Ray bu tarihi yerleri gezerken Ken'in bir boşluguna getirip bir kızla çıkmaya başlıyor.Olaylar bu şekilde yavaş yavaş sakin bir şekilde gelişiyor.Ve sonunda bekledikleri telefon geliyor.Patroları Hary(Ralp) Ken'den Ray'ı öldürmesini istemektedir.Ray ise bu sırada kız arkadaşıyla yemektedirler.Ken bu görevi yapacağını söyler..
Film için soylenebilecek çok birşey yok ama şunları söylemek gerekirse filmin havası çok farklı yani komedimi desem drammı desem yoksa trajikomikmi desem karmaşık bir hava çok değişik duygulara sizi aynı anda sokabilen bir film.Bunların yanında filmde gerçekten bol küfür var :D Hele Hele Hary adlı karakterin 3 lafından 2si küfür diyebilirim :) Filmde başrollerin oyunculuğu gerçekten çok iyi hele hele Colin ve Brendan gerçekten çok iyi bir oyunculuk sergilemişler.Özellikle Colin :D yani filmde az önce dediğim gibi birçok duyguyu bi anda hissedebilmenizi sağlayan Colin'dir.O jest ve mimikler mükemmel :) Filmde başta sıkıcı bir hava var gibi düşünülebilir fakat bence o kadarda değil.Olaylar birden gelişmediği için belki sıkılabilirsiniz.Fakat filmde duygular çok iyi aktarılıyor kurgusuda oldukça güzel bir tek son sahne beni hayal kırıklıgına uğrattı daha iyi bir son düşünülebilirdi belkide bu filme onun dışında oldukça güzel ve izlenilebilir bir film.. 10 üzerinden 7.8 bi film için en uygun puandır diye düşünüyorum :)
İyi Seyirler... |
|
|
Yazan Aurora
|
|
Wednesday, 08 October 2008 |
|
Sinema Salonuna gittiginizde hakkında pek birşey bilmediğiniz filmlerden birini secmek zorundasınız.Coğu zaman afişe göre daha büyük bir yerde 70 snlik fragmanı izleyerek karar vermeye calısırsınız.Tabi orayada en güzel sahneleri koyarlar yine kararsız kalırsınız :) Herneyse işte içlerinden bir tanesi için sizlere fikir Babylon A.D.. The Chronicles of Riddick filmlerinden tanıdıgınız ve büyük ihtimalle hoşunuza gitmiş bir karakter olsa gerek Vin Diesel..Bu filmimizdede başrol olarak karşımıza çıkıyor.Vin Diesel'in varlıgından yola cıkarak filmde aksiyon dolu sahneler oldugunu düşünenler biraz hayal kırıklıgına uğrayacaklar.Pek fazla aksiyon bulunmuyor filmde. Filmde Vin Profossyonel bir asker ve bir general New York'a götürülmesini istediği bir kıza eşlik etmesini ve onu sağ sağlım oraya varmasını istiyor.Teknoloji gelişmiş dünyada ise bi kaos var.Yani güçlünün kazandıgı bir dünya demokrasi yok.Böyle bir ortamdan kızı cıkarıp NY'ye götürmekde bu yüzden bu profossyonel askerimize veriliyor.. Konu Böyle..Dediğim gibi bir Kaos ortamı var.Silahlar kolay susmuyor.Otorite ve güç kazanıyor.Kimsenin birbirine acıması yok.İşte böyle bir ortam düşünün.Bunun yanında teknoloji oldukça ilerlemiş.Ny'ye yolculuk edecek kızımın ise filmi izledikçe onda özel birşeyler oldugunu anlıyacaksınız.Örneğin kızımız daha 2 yaşında 19 dil birden konuşmaya başlamış :) Tabi filmi sinemada izlemenin etkisi bir başka oldugundan indirip izleyecekseniz filmi hiç sevmeyebilirsiniz.Hani içerik olarak güzel bir film denebilir o ortam güzel bir düşünce ama sonlara doğru yani Vin ile kız Ny'ye geldiğinizde herşey rengarenk cıvıl cıvıl..Yani Kaos oraya daha gelmemiş :D Yani Ny'yi apayrı bi dünya yapmışlar filmde buda çok hoşuma gitmedi.Filmin sonu ise belli belirsiz bir sonlar bitiyor.Öyle bir boşlukda kalıveriyorsunuz :) Yani filmi bi kere izleseniz yeter sinemaya gitmeye değmez.Böylece artık 5 filmden 1 ini elediniz ve artık diğer 4'ünden seçim yapabilirsiniz :D İyi günler.. |
|
|
Harold and Kumar Escape from Guantanamo Bay |
|
Yazan Anarchy
|
|
Wednesday, 24 September 2008 |
|

Eveeet uzun suredir yeni film girmiyordum ama yurt disinda olmamdan kaynaklanan bir gecikmeydi aslinda hala yurt disindayim ama neyse :) simdi filmimize gecelim umarim bunun ilkini harold and kumar goesto white castle izlemisinizdir cunku ilki mukemmel , ikinciden daha guzel bence , iki ciktiginda cok sevinmistim oo senlik var filan diye ama o kadar guzel degildi tek guldugum yer haroldin anne babasinin tercume yeri orasi komikti fragmanda da gormustum gerci ... Guantanamoyla 2dk var filme gerisi hep kacis keske biraz daha zaman gecirselerdi hapiste ve hapisane mizahi yapsalardi biraz daha iyi olurmus bence neyse bilmeyenler icin Harold Kuzey Koreli cok caliskan inek biri Kumar ise tam tersi hintli marihuananin dibine vuran , bol bol kufur eden biri ve sirf bu yuzden zaten guantanamoya terorist diye atiyorlar ikisini ama filmde bir ara eskiye donuyorlar ve goruyoruz ki Kumar inekmis haroldda punkmis universite yillarinda :).Iki tane igrenc espri vardi filmde bir guantanamodaki sosis izleyenler bilir :) iki arkadaslarinin havuzdan cikma sahnesi orda gozleri kapayin mumkunse ...ama yok o sahnede gozler fildir fildir acik olacak herkesin cunku partide yari ciplak kizlar var :) neyse bunlar kactiktan sonra hapisten bu arkadaslarina ugruyorlar ve arkadaslari onlara araba veriyor texasa gitmeleri icin , texasta da babasi devlete yakin bir arkadaslari var , ona ulasip sucsuz olduklarini kanitlayip aklanmak istiyorlar bu arada peslerinde bir dedektif var herseyi yanlis goren onlarin %100 suclu olduguna inan bir moron.Kacis esnasinda yine freakshow tarzi(white castledan) bir adama rastliyorlar ve evine gidiyorlar ilkindeki gibi tas gibi bir karisi var ama birsey olmuyor malesef aralarinda :) kacis esnasinda Neil ile karsilasiyorlar bir sarkicimiydi neydi unlu biri ilk filmden de tanisikliklari var izlemeyenler mutlaka ilkini izlesin sonra bunu izlesinler , Neil uyusturucu kullanan ve kafasi 24 saat guzel bir adam , bunlari direk keraneye goturuyor ve oradaki hatunlardan biri Neilin sectigi gogusleri kafam kadar olan Echo Valley :) bir porno yildizi eminim digerleri ve havuzdaki kizlarda oyledir , neyse Neil kadinin poposuna okuz damgalar gibi kendi damgasini basiyor ve sonucta patronice Neili pompaliyla olduruyor , ama bizim kafadarlar tabi kacmayi basariyor bunlar olurken onlarda guya seks yapmaya giriyorlardi iceri ama ikiside yapamiyor :) birinin felsefesine uymuyor oteki yani Kumar eski kiz arkadasina asik bu kiz onlari kurtaracak olan arkadaslarinin su an evlenmek uzere oldugu kizdir.Kumar bu yuzden bu cocugu hic sevmez neyse sonunda varirlar bu cocuga der ben sizi kurtaricam siz hic merak etmeyin filan bana guvenin der ama onlari , peslerinde olan dedektife teslim eder , serefsiz iste :) ama bizim Harold cosar gaza gelir sonunda patlar ve ucakta arbede cikartir ve kurtulmayi basarirlar atlayarak , ve nereye inerler siz tahmin edin :) Bushun evine inerler catidan gum diye sonra kanki olurlar Bushla , Bush marihuana icmektedir ve iyi muhabbet dondururler Bush tabiki uzerlerindeki tum suclari filan kaldirir ve nikaha yetisirler ve sevdigi kizin , o ex arkadaslariyla evlenmelerine engel olurlar sonrada Haroldin kizina giderler amsterdama zaten basindan beri amac amsterdama gitmekti , amsterdam ucaginda terorist diye alikoyulmuslardi , ve mutlu son ikisininde kizi var :) |
|
Son Güncelleme ( Thursday, 25 September 2008 )
|
|
|
Yazan Aurora
|
|
Tuesday, 23 September 2008 |
|

İşte size arkadaşlarınıza gurula sunabileceğiniz Aksiyon dolu bir film ; Wanted Başrollerinde aksiyonun kraliçesi Angelina Jolie ve James McAwoy Bulunmakta Filmin Konusu Şöyle : Filmde Wesley Gibson(James) sıradan bir Muhasebe çalışanıdır.Patronundan Nefret etmekdedir.Kız arkadaşı en yakın arkadaşıyla yatıyor olmasına rağmen birşey diyememektedir.Hayatta kendininin Bu pozisyonda olmamasını düşünmektedir.Bu sırada Öteki tarafdan Suikastçılar derneği olarak bilinen bir topluluğa biri ihanet etmiştir ve onu bulmak için çabalamaktadırlar.Fakat ihaneti gerçekleştirek kişi en profosyonel suikastçileri oldugu için dernek bir bir adamlarını kaybetmekdedir.Bu gidişhata son vermek için birşey yapılması gereklidir.Ve onun öldüremeyeceği tek kişiyi derneğe almaya karar verirler ; Wesley Gibson.. Wesley ise artık sıkıcı hayatından bıkmaklar beraber bu teklifi kabul edecektir.. 
Gelelim Değerli yorumlarıma.. Film bir aksiyon harikası denebilir.Suikastçılar cok abartılı olmamakla beraber insanüstü özelliklere sahiptirler.Buda size haz verir.Aksiyonlarda kullanılan teknikler ,hareketler ,davranışlar alışık oldugunuz şeylerin çok dışında.Bu yüzdende filmi izlerken şaşkınlık içerisinde haz duyuyorsunuz :) Filmin bana göre tek eksiği konusunda.Bir iplik dokuma makinesinden çıkan kodları çözüp onları isim haline getiririp bu isimlere suikast düzenlemeleri biraz saçma açıkcası ama aksiyon sahneleri gerçekten güzel.Filmin son sahnesi ise sizi filmin başından beri etkileyebilecek en iyi sahne.Ha Birde Filmin müzikleri gerçekten çok hoş yerine ortamına göre sizi duygulandırıp bazende costurabiliyor..Güzel bir film olmuş ve izlemenizi tavsiye ederim.Puan verirsek 10 üzerinden 8 denilerbilir. İyi Seyirler ve İyi Günler :) |
|
|
Yazan Aurora
|
|
Tuesday, 23 September 2008 |
|

Cloverfield 2-3 genç arkadaşın şehrin göbeğinde birden beliren bir çeşit yaratıgıkdan nasıl kaçmaya çalıştıklarınımı anlatmaya çalışmış yoksa şehrin merkezinde mahsur kalan arkadaşları için oraya geri dönerek fedekarlık gösteren arkadaşlarımı anlatmış tam olarak anlamış değilim..
Filmi izlemeye başladıgım andan itibaren filmi anında bir antipatim oluştu.Çünkü filmi yüzüne kamerayı yapıştırıp her saniye onunla dolaşan bir arkadaşın gözünden izlemeye başlıyorsunuz.Bu işkence biter diye düşündüm ama bitmedi.Filmin yapımcıları filmi o kameradan izletmeye filmin sonuna kadar devam etti.Öncelikle bir veda partisinde herkesin giden arkadaşları için son konuşmlarını kaydetmeye başlayan bu arkadaş.Şehrin göbeğinde bir yaratık belirdiğindede kamerasını bırakmadı.Bir Metroda Ana yaratıkdan gelen böcekler saldırdı yinede yüzünde kamerayla koştu.Arkadaşını şehrin merkezine dönmemesi için ikna ederken yine kamera yüzündeydi.Sadece bi kaç sahnede kamerasını bıraktı.Sürekli o kameradan olanları seyretmek bana o kadar boğucu geldiki film bitsin die artık hızlı hızlı geçmeye başladım.Filmin belli belirsiz bir konusu var.Ve sadece o kameradan izlemek gerçekten çok boğucu.Filmin başı yani ilk 10-15 dk parti flm gercekten sıkıyor.Yani film sizin için tam anlamıyla 90dk lık bir zaman kaybı.İzlediğinize deymiyecek bir film... |
|
|
The X Files:I Want To Believe (2008) |
|
Yazan Aurora
|
|
Tuesday, 23 September 2008 |
|
Başrollerde Her zaman oldugu gibi David Duchovny ve Gillian Anderson bulunuyor Filmde ve dizilerinde bildiğiniz isimleri ise Fox Mulder ve Dr Dana Scully.. Film FBI'yın buz karlar altında kesik bir kol bulmasıyla başlıyor.Bu kolu kendileri bulmuyorlar tabiki.Onlara yardım eden eskiden rahip olan fakat 37 cocuga tecavüzden tutuklu olan bir rahip yardım ediyor.Bu rahibin bazı güçleri var.Bazı görüntüler görebiliyor.Fbı'da yakın zamanda kaçırılan bir Fbı ajanını bulmalarını için yardım istiyor.Fakat adam karlar altında bir kol bulunca Fbı bu işlerden anlayan, daha öncede birçok garip olayı çözümlemiş Fox Mulder'a ulaşmaya çalışıyor. Bu Sırada Fbı'dan uzaklaştırılan Mulder ise Fbı benden uzak dursun bende onlardan düşüncesi ile kimseyle muhattap olmamakdadır :D Mulder'a daha sonra Scully aracılıgı ile ulaşan Fbı istedigini alır ve Mulder'ın onlara yardım etmesinde ikna eder.Ve böylece hikayemiz başlar. :) Filmde dizilerinden alışık oldugunuz bir konu var yani bir kahin gibi bir adam var bazı görüntüler görüyor felan.Dizilerinde bile bi kaç kez konuda bulundu böyleleri.Bu yüzden sizi etkilemek için belki daha etkili bişey yapmaları gerekiyordu..Filmde Kaçırılan insanlara yapılmak istenen şey oldukça ilginç ama yinede daha ilginç bir konu düşünülebilirdi.Diziyi izleyenler filme gitmek isteyebilirler ama onu dışındakilerin filmden pek zevk alıcaklarını zannetmiyorum. Puan ise 10 üzerinden 7.5...
İyi Günler iyi seyirler.. |
|
Son Güncelleme ( Tuesday, 23 September 2008 )
|
|
| | << Baslangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Son >>
| | Sonuçlar 13 - 24 in 67 |
|
Online
Şu anda 8 ziyaretçi çevrimiçi
Minichat
Football Manager
Web Siteniz Yoksa
Websel Design
|